Çocuklarda Obezite

0
596

Teknolojinin getirdiği yapay gıdalar, katkı maddeleri eklenmiş, lezzeti artırılmış gıdalar ve bunların kolay ulaşılabilir hale gelmesi; özellikle çocuklarda obezitenin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Son 20 yılda çocuklar da obezite önemli bir problem haline gelmeye başladı. Dünya genelinde 43 milyon obez çocuk bulunmaktadır. Bu sayı her geçen gün artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde çocuk ve adolesanların % 21-24’ü Obez, % 16-18’i ise abdominal (karın bölgesi) obezite sorunu yaşamaktadır. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki çocuklardaki bu obezite sorunu % 90’ın üzerinde bir oranla beslenme alışkanlığındaki bozukluk, hareketsiz yaşam gibi modern yaşamın getirdiği etmenlere bağlıdır. Genetik ve hormonal faktörlerin etkisi % 10’un altında kalmaktadır. Obezite basit bir kilo artışından çok sebep olduğu pek çok yandaş hastalık nedeniyle büyük risk oluşturmaktadır. Bu hastalıklardan bazıları, Miyokartenfarktüsü(kalp krizi) ,Hipertansiyon, Tip 2 Diyabet (Şeker Hastalığı), Bazı kanser çeşitleri, uyku problemleri, sosyal problemler ve depresyondur. Son 30 yılda obezite çocuklarda 2 kat ergenlerde ise 3 kat artış gösterdi. 2010 yılında 6-11 yaşlarındaki çocukların % 7’si obez iken bugün bu oran % 18 dir. Bu oranlar 12-19 yaşlarındaki çocuklarda % 5’ten % 18’e çıktı.
Çocuklarda Obeziteyi tanımlamak için bazı bilimsel ve pratik ölçüm yöntemleri vardır. Cilt kalınlığının ölçülmesi bu yöntemlerden biridir. Bunun için koldaki triseps(omuz ile dirsek arasında bulunan kas)kasının alt kısmındaki deri kalınlığının ölçülmesi veya kalça kemiklerinin hemen üstündeki deri kıvrımının ölçülmesi basit ve pratik yöntemlerdir. Vücut Kitle indeksinin ölçülmeside Obeziteyi değerlendirmede yaygın olarak kabul edilen bir yöntemdir. Bunun için vücut ağırlığı boyun metre cinsinden karesine bölünmektedir. Örneğin 150 cm boyundaki birinin metre cincinde boyunun karesi 2.25 m2’dr. Aynı kişi ’nin kilosunu 90 Kg olarak farz edelin. 90/2.25= 40 Kg/m2 etmektedir. Yani bu kişinin vücut kitle indeksi 2. Derece obezite olarak kabul edilen 40 Kg/m2’nin üzerinde olma sınırındadır. Çocuklarda bu ölçümler persentil (aynı yaştaki çocuklar içindeki yüzdelik oranı) değeri ile karşılaştırılmaktadır. Persentil % 85-95ise fazla kilolu, % 95’in üzerinde ise morbid obezite olarak kabul edilmektedir.
Çocuklardaki obezitenin esas sebebi alınan gıdanın harcanan gıdalardan fazla olmasıdır. Bununtemel sebepleride tatlandırıcı ve yağ içeriği yüksek gıdalarla beslenme ve hareketsiz yaşamdır. Bilgisayar ve televizyon başında fazla zaman geçirmek, servisle okula gidip gelmek, yetersiz park ve oyun alanları olan apartman ortamında yaşamak gibi nedenler çocukların harcadığı gıda oranını azaltmaktadır. Son yapılan bir araştırma da 8 ile 18 yaşları arasındaki çocukların bir günde ortalama 7,5 saatini bilgisayar, televizyon, video oyunlarıyla geçirdiği ortaya çıktı. Bir örnek vermek gerekirse, Günde bir adet fazladan meşrubat içen bir çocuk ortalama 120 Kcal fazla enerji almaktadır. Buda çocuğun 10 yaşında 50 Kg’ın üzerinde olmasına neden olabilen basit birnedendir.
Çocukluk çağındaki obezite bu yaşlarda miyokard infarktüsü (kalp krizi) riskini artırdı. Oyun oynaması gereken yaştaki çocuk evden dışarı çıkmak istememektedir. Arkadaşları gibi rahat yürüyüp, oynayamayan çocuk adeta evden çıkmak istememektedir. Günümüz teknolojisinin sonucu olarak elektronik cihazlarda buna adeta buna tuz biber ekmektedir. Bu cihazların cazibesine kapılan çocuk, kilo nedeniyle zaten hantallaşmış gövdesini hareket ettirmekten kaçınmaktadır. Bu bir kısır döngüye yol açmaktadır. Yani çocuk hareketsiz kaldıkça kilo almaktadır, kilo aldıkça hareketsiz kalmaktadır. Bu kısır döngü bir noktada kırılmaz ise üzücü fiziksel sağlık ve ruhsal sorunlar kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır.

Obezitenin tedavisi için çocuklarda davranış modifikasyonu dediğimiz, yaşam tarzı değişikleri ilk düşünülecek yöntemlerdendir. Bunun için haftada en az 3-4 kez 30-60 dk sportif faaliyetlere yönlendirmek, ev yemekleri yemelerini sağlayarak düşük glisemik indeksi olan gıdalarla beslemek, evde mümkün olduğunca az fabrikasyon gıda bulundurmak bunlardan bazıları olabilir. Bu önlemlerle % 10 kadar kilo kaybı sağlamak mümkündür. Ancak bunun sürekli olması önemlidir. Bu tür yaşam tarzı düzenlemeleri bırakıldığında tekrar kilo alımı söz konusudur. Günümüzde Silbutramin, Orlistat ve Metformin gibi ilaçlar kilo vermek için kullanılmaktadır. Bu ilaçlarında kilo verdirici etkisi % 3-8 oranında değişmektedir. Tüm bu önlemlere rağmen gerekli kilo kaybı sağlanamıyor ve tekrar kilo alımı söz konusu ise hemen hemen tüm obez’lerin ideal kilolarına ulaşabildiği obezite cerrahisi 12 yaşından itibaren yapılabilmektedir. Deneyimli merkez ve cerrahlar tarafından yapıldığında bu ameliyatların başarı oranı çok yüksektir. Çocuklardaki obezitenin cerrahi tedavisinde Gastrik By Pass yöntemleri ve Sleeve Gastrektomi ameliyatları en sık uygulanan ameliyatlardır. Bu ameliyatlar ortalama 60dk sürmektedir. Ameliyatta idrar sondası ve burunda sonda takılmadan yapılabilmekte ve yoğun bakım ihtiyacı da istisnai durumlar dışında olmamaktadır.
Çocukluk çağında yapılan obezite ameliyatları çocuğun ileriki yaşlarında çok daha fazla kilolara ulaşmasını önlediği gibi özgüven duygusunun gelişmesi dolayısı ile okul başarısını da artıracağı bir gerçektir. Kiloları yüzünden oyun gruplarına arkadaşları tarafından alınmayan, dışlanan çocuğun psikolojisi olumsuz etkilenebilmektedir. Bu nedenlerle obezite çocukluk çağında sadece fiziksel görüntü, sağlık problemleri değil aynı zamanda sosyal ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. 12 yaşında 146 kilo ile ameliyata alınan bir çocuk 15 yaşına geldiğinde 90 kilo olduğunu gözlemlemiş bulunuyoruz ki, bu çocuk ameliyat olmamış olsaydı bugün 180-190 kilo olduğunu görebilecektik. Bu kilolarda hem tedavisi güçleşecek hemde bazı sağlık sorunları fiziksel ve ruhsal sağlığında kalıcı tahribatlar yapmış olacaktı. Bu nedenle obezitenin tedavisine beklemek yerine özellikle erken yaşlarda başlamak, eğer spor, diyet ve ilaçlar ile sonuç alınamıyor ise 12 yaşından itibaren obezite ameliyatını gündeme almak yerinde bir yaklaşım olacaktır.
Sonuç olarak; geleceğimiz olan çocuklarımızı sağlıksız gıdalardan mümkün olduğunca uzak tutamak, Çocuk oyun alanlarını artırmak, teknoloji aletlerinin kullanımını sınırlandırmak onların ileriki yaşamlarında fiziksel ve ruhsal yönden sağlıklı bireyler olmasını sağlamak hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Bu konuda hem bireysel hemde idari çalışmaların yapılması büyük önem arz etmektedir.